Oyuncu Selin Yeninci: Ödül emeği yüceltir

Oyuncu Selin Yeninci: Ödül emeği yüceltir

Nasipse Adayız filmiyle “En iyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü” alan Selin Yeninci, emeklerinin sonucunda gelen takdirleri ve ödülleri kabul etmekte oldukça zorlanan biri olduğunu söylüyor. Yeninci, “Emeği yücelttiği için bu ödül çok kıymetli” diyor.

Oyuncu Selin Yeninci: Ödül emeği yüceltir

IŞIL ÇALIŞKAN [email protected]

“Bir Zamanlar Çukurova’da”nın Saniye’si Selin Yeninci, oyunculuk kariyerinde temkinli ve kendinden emin bir şekilde ilerliyor. Yeninci, yönetmen, oyuncu ve senarist Ercan Kesal’ın birçok festivalden ödülle dönen ilk uzun metraj filmi “Nasipse Adayız”daki rolüyle de bunu kanıtladı.

Belediye başkan adayının yardımcısını canlandırdığı filmde oyunculuğuyla öne çıkan Yeninci, Altın Koza Film Festivali’nden de “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü” aldı.

Yeninci ile bugün vizyona girecek olan Nasipse Adayız’ı ve oyunculuk kariyerini konuştuk.

► Sizi birçok kişi ‘Bir Zamanlar Çukurova’danın ‘Saniye’si ile tanıyor…
Bu rolün fiziksel ve içsel olarak benden bu kadar uzak olması ama aynı zamanda çok geniş kitlelerin önüne her hafta bu performansla çıkacak olmanın sorumluluğunu almak algımı değiştirdi. Saniye rolü sayesinde, kendi potansiyelimi ve gelişimimi her set gününde takip edebilmek büyük bir lütuf. Huzurla hizmet aynı kökten gelirmiş. Bu ‘huzur için hizmet yolculuğunu’, ülkenin en çok izlenen dizisinde, tüm seyircimizin gözü önünde yaşamak da beni cesaretlendirdi, genişletti, güçlendirdi. Verilen emeğin bu kadar sahiplenilmesine, bu desteğe, sevgiye, telafiye, alkışa karşılık daha çok çalışıyorum.

Mesleğime, seyircime, ekip arkadaşlarıma, emeğe olan tutkum ve saygım arttı. Her gün daha çok keyif alıyorum bu sürecin her anından.

► Alevli Günler isimli tiyatro oyunundaki performansınız da oldukça beğenilmişti. Tiyatro oyunculuk kariyerinizin neresinde?
Tiyatro benim hayatımda çabasız içten gelen bir ilgiyle hizmet ettiğim ilk şey. Okul öncesinde annem bana okuma – yazma öğrettiği zaman okuduğum ilk metin Türkiye Tiyatrosu’nun en büyük yazarlarından biri olan Haldun Taner’in oyunundan alınmış bir sahneydi. Tüm rolleri arkadaşlarımla okuyup, iş bölümü yapıp, kendi dekor-kostümümüzle ailelerimize gösteri yapmıştık. Tiyatro benim oyunculuk kariyerimden de önce vardı yani hayatımda. İlköğretime başladığım yıl da hem TRT’de hem de Karşıyaka Belediye Tiyatrosu’nda eğitim almaya ve çocuk oyunları oynamaya, yevmiye almaya başladım. 26 yıl boyunca da geçen sezon dışında tiyatro yapmadığım tek bir sezon olmadı.

ROLÜ ALDIĞIM GÜN ÇALIŞMAYA BAŞLADIM

► Nasipse Adayız filmi ile yollarınız nasıl kesişti?
Şu an oynadığım Bir Zamanlar Çukurova dizisi çekimleri nedeniyle Adana’daydım. Naipse Adayız filminin casting direktörü beni aradı, projeden bahsetti ve ‘Arzu’ karakteri için çok hızlı bir deneme çekimi videosu istedi. O gece senaryoyu okudum ve sabaha karşı istenen sahnelerin videolarını yolladım. Sabah 9.00’da Ercan Kesal aradı ve anlaşmak için beni İstanbul’a beklediklerini söyledi. Hayranı olduğum Ercan Kesal’la çalışmak çok uzun süredir hayalimdi. Tanıştık, rolü aldım ve aslında o gün çalışmaya başladım.

► Ercan Kesal’ın romanından uyarlanan bu senaryoyu okuduğunuzda ne düşündünüz?
Ercan Kesal’ın önceki kitaplarının büyük kısmını okumuştum ve hep üretiminin bir parçası olmanın hayalini kurmuştum. Hala da birlikte yapacağımız yeni filmlerin hayalini kuruyorum. Senaryoyu ilk okuduğumda seyircisi olmanın bile bana ne kadar haz vereceğini gördüğüm bu filmin bir parçası olmayı ne kadar istediğimi düşündüm. Bu isteğin büyüklüğü benim için çok güçlüydü ve beni rolü almak için tutkuyla eyleme geçirdi. Okuyucusu olarak bile bana bunu yaptığı için oyuncu olarak gerçekten iyi bir filmin içinde olmanın ihtimalini ve heyecanını yaşadım.

► Bu rolünüzle “Yardımcı Rolde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü” aldınız. Bu ödülün sizin için anlamı nedir?
Her gün gelişmeye niyetli kendimi- bazen kendimden de gizli- çok zorlayan ve emeklerimin sonucunda gelen takdirleri ve ödülleri kabul etmekte oldukça zorlanan biriydim. Altın Koza hep çok kıymet verdiğim ve takipçisi olduğum, Türkiye sineması için kıymetini kanıtlamış bir festival. İşim vasıtasıyla birlikte çalıştığım ekibime yaptığım katkının, üretimlerini hayranlıkla takip ettiğim bu yılki jüri üyeleri tarafından ödüllendirilmesi benim için çok onur vericiydi. Oyunculuk gizlemektir. Ne kadar emek verildiğinin -gerekmedikçe- söylenmesi ayıp. Eserin, emeğini gösterir zaten. Ama emek sen ne kadar saklamaya çalışsan da gizlenemiyor. Ödüllerin büyüsü de burada bence. Emeği yücelttiği için bu ödül çok kıymetli. Ayrıca bu vesileyle anladım ki; her hal gelip geçicidir. Mühim olan duyduğun aşk ve adanmışlık.

► Hikâyenin gerçek yaşamdan uyarlanması filmi nasıl bir noktaya taşıyor sizce?
Gerçek bir hikâye oluşu yaşayan detaylar, inandırıcılık ve zamanlamanın doğru olması gibi avantajlar sağladı diye düşünüyorum. Seçilen mekânların bile hikâyedeki mekânların aynısı oluşu, bizde set olmayan bir gerçekliğin içinde set kurma bilinci oluşturdu. Bu gerçeklik de filmi hem çok katmanlı hem çok homojenik bu nedenle de sınırlarını aşan bir noktaya getirdi. Filmin Rotterdam Film Festivali, Mannheim-Heidelberg Film Festivali gibi yarışmalar ve gösterimlerdeki varlığı da bunun kanıtı oldu zaten.

FAŞİZM İKİ KİŞİ ARASINDA BAŞLAR

► Filmi bir sistem eleştirisi olarak görüyor musunuz?
Bireyi sistemden ayrı düşünemeyiz. İyi filmleri kategorize etmeyi doğru bulmadığım bir yerden ifade etmeyi seçersem; politik hicivmiş gibi görünen bu film, kişinin kendi kör noktalarıyla karşılaşma sürecini, verdiği reaksiyonları, başa çıkamadığı duyguları ve tüm bunlara rağmen sürekli ileri gitme-geri dönme çelişkilerini taşıyan bireyi anlatıyor. Faşizm iki kişi arasında başlar. Bu nedenle ilişki kuran o iki kişinin kendini kurma yöntemlerinden incelemeye ve çözmeye başlamak gerekir. Bu değerlendirme için de zaten doğru bir sisteme ihtiyaç vardır.

► Film vizyona giriyor. İzleyiciye iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Ercan Kesal’ın çok sevdiğim bir lafı var: “Evreni bir kum tanesinden tanımlayabilirsiniz.” Filmde göreceğiniz tüm karakterler ve izleyen herkes Kemal Güner’in irili ufaklı parçalarıdır. Bunun biliciyle seyredildiğinde en yüksek verim alınabilir diye düşünüyorum, naçizane. İyi seyirler herkese.

Author: Demet Demir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir