Cumhuriyet için mücadele, tek adam rejiminden kurtuluş mücadelesidir

Cumhuriyet için mücadele, tek adam rejiminden kurtuluş mücadelesidir

SOL Parti Başkanlar Kurulu Üyesi Önder İşleyen: Cumhuriyet’in ilerici nitelikleri 1950’lerden bugüne yürütülen, 12 Eylül’le yükseltilen ve son olarak AKP iktidarıyla tamamlanan bir karşı devrim süreci ile tasfiye edildi. Bu karşı devrim, ancak devrimci bir iradeyle, mücadeleyle geri püskürtülebilir.

Cumhuriyet için mücadele, tek adam rejiminden kurtuluş mücadelesidir

Cumhuriyet devrimi 97 yılı birçok tartışmalarla geride bıraktı. “Devrimci-demokratik cumhuriyet için mücadele” çağrısı yapan SOL Parti bu tartışmaya soldan dahil oldu. Özellikle Meclis’teki muhalefetin eksik bıraktığı laiklik ve kamuculuk konusunda söylemleri olan SOL Parti’nin Başkanlar Kurulu Üyesi Önder İşleyen ile Cumhuriyet’in dününü ve bugününü konuştuk.

1950’lerden itibaren bir karşı devrim süreci yürütüldüğünü ifade eden İşleyen, “Bu karşı devrim, ancak devrimci bir iradeyle, mücadeleyle geri püskürtülebilir” diyor.

“Bu rejim karşısında gerçekçi çıkış yolunun en temel noktalardan birisi devletin laik dönüşümü olmak zorunda” ifadelerini kullanan İşleyen, “Özelleştirilmiş hizmetlerin ve kurumların kamulaştırılmasından topraklarımız, doğamız üzerindeki emperyalist şirket tahakküme son verilmesine uzanan bir yeni ekonomik sosyal anlayışla köklü bir dönüşümü hedeflemeksizin gerçekçi bir çıkıştan söz edilemez” diye konuşuyor.

■ Cumhuriyet, neydi, şimdi nerede?
Emperyalizme karşı Kurtuluş Savaşı ile kurulmuş Cumhuriyet, bağımsızlık yolunda atılan tarihsel bir adımdı. Cumhuriyet, saltanat ve hilafete son vererek laiklik başta olmak üzere yurttaşlık ve halk egemenliği için demokratik bir geçiş yolunda ilerici bir nitelik kazandı. SOL, Cumhuriyet’i bu nitelikleriyle sahipleniyor ve onu devrimci bir anlayışla aşmayı hedefliyor.

Bu ilerici nitelikler 1950’lerden bugüne yürütülen, 12 Eylül’le yükseltilen ve son olarak AKP iktidarıyla tamamlanan bir karşı devrim süreci ile tasfiye edildi. Şimdi, Meclis’in yetkilerinin büyük kısmı da alınarak tüm yönetim erkinin tek kişide toplandığı bu sistem değişikliği, laiklik başta olmak üzere Cumhuriyet’in bütün kazanımlarını ortadan kaldırarak devletin niteliğini İslami bir eksende dönüştürüyor. Böylesine önemli bir dönüşüm, neoliberal gericilik dalgasından beslenerek; büyük sermayenin, medya patronlarının, Amerika’nın desteğiyle birlikte muhalefet partilerinin bir de soldan da bu rüzgâra kapılanların katkılarıyla gerçekleşti. Bu bir karşı devrimdi, bundan sonra da ancak devrimci bir iradeyle, mücadeleyle geri püskürtülebilir.

■ Sol yeniden kuruluşun ve SOL Parti’nin konferansta yaptığı devrimci demokratik cumhuriyet çağrısının temel noktaları neler, açar mısınız?
Cumhuriyet için mücadele şimdi ülkenin sürüklendiği bu ekonomik, siyasi ve toplumsal krizden çıkışın olmazsa olmaz koşulu, öncelikle bu din örtüsü altında halkı büyük acılara sürükleyen tek adam rejiminden kurtuluş mücadelesidir. Bu konuda toplumda da, muhalefette de geniş bir düşünce birliğinden söz edebiliriz. Ancak sonrasında yerine ne konulacağından bağımsız olarak tek başına bu yeterli görülemez. Bu değişimin bir mücadeleye dönüşmesi için yerine konacak şeyin de netleşmesi gerekiyor. O da kendisini makyajla sınırlamayan köklü bir dönüşümle ‘devrimci demokratik bir cumhuriyeti’ kurmaktır. Değişim solda, solun değerlerindedir.
degistirmenin-yolu-798921-1.
Böyle bir dönüşüm Cumhuriyet birikimlerini sahiplenen ama onu da aşan bir devrimci anlayışla mümkün. Şimdiye kadar ülkeyi hep halk adına, onun temsilcisi olduğunu söyleyen güç ve para sahipleri yönetti. Bu yönetim şimdi geldi, tek kişi diktasında kadar daraldı. Onlar kendileri olmazsa halkın kendi sorunlarını çözemeyeceğini söyleyerek, siyaseti halktan kopardılar. Bugün Cumhuriyet’i sahiplenen ve onu aşan yeni bir Cumhuriyet, halkın inisiyatifiyle, her düzeyde söz ve karar sahibi olarak kendi kendini yönetebileceği bir anlayışla kurulmak zorunda.

Bu anlamda SOL Parti tek adam rejimine son verme mücadelesini halkın kendi kendisini yönetmesine ve her düzeyde yönetime katılmasına olanak tanıyacak bir halk demokrasisi anlayışına dayandırır. Anayasa başta olmak üzere seçim ve siyasi partiler yasalarına kadar siyasal sistemin bu doğrultuda yenilenmesi gerekiyor.

■ Söylediklerinizden hareketle bu noktada ne yapmak gerekiyor?
Burjuva demokrasilerinin temsil mekanizmalarının da tümüyle krizde olduğu bir dönemde parlamenter sisteme dönmekle sınırlı anlayışların bu krize cevap veremeyeceği açık bir şey olmalı. Muhalefetin bir tür 2000’lerin başına dönüşle sınırlı çıkış yolu ile SOL’un çıkış yolu kuşkusuz ki çok farklı özelliklere sahip. Bunlardan birisi de laiklik. Laik kazanımların tümüyle ortadan kaldırıldığı, şeriat çağrılarının sokaklardan yükseltildiği, devletin tarikatlar arasında paylaşıldığı bu rejim karşısında gerçekçi çıkış yolunun en temel noktalardan birisi devletin laik dönüşümü olmak zorunda.

Bir başka önemli başlık da eğitim, sağlık başta kamu hizmetlerinin özelleştirilmesine karşı devrimci demokratik bir çıkış. Bu çıkış kamu çıkarını, halk çıkarını temel alan bir anlayışa dayanmak zorunda. Özelleştirilmiş hizmetlerin ve kurumların kamulaştırılmasından topraklarımız, doğamız üzerindeki emperyalist şirket tahakküme son verilmesine uzanan bir yeni ekonomik sosyal anlayışla köklü bir dönüşümü hedeflemeksizin gerçekçi bir çıkıştan söz edilemez. Dış politikadaki cihatçı anlayışın terk edilmesiyle birlikte yaşam zeminlerinin ülke ve bölge düzlemine geliştirilmesi demokratik düzenin olmazsa olmazlarından olacak.

Bu ilkeler soyut bir gelecek tasarımı olarak değil ekonomik, sosyal ve toplumsal krizin yarattığı acil sorunlar karşısında bir mücadele çağrısıdır. Cumhuriyeti yeniden kazanmak için solda birleşme ve mücadele çağrısı yapıyoruz. Adil ve insanca bir yaşam için seçeneksiz değiliz. Solu bir seçenek haline getirmek görevimizdir ve bunu hep birlikte başaracağımıza inanıyoruz.

Author: Demet Demir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir